Okula başlangıç çocuğun sosyal hayata geçiş sürecinde önemli bir basamaktır. Birincil bakım veren kişilerden ayrılıp, yeni yetişkinlerle ve yaşıtlarıyla ilişki kurmasını gerektiren bu süreç, sadece kreşe başlayan çocuğu değil tüm aileyi etkiler ve çocuğu olduğu kadar yetişkinleri de kaygılandırabilir.

Bu süreçte ebeveynlere de fazlaca görev düşmektedir.

Çocuk, ailesinin kendisini bıraktığı yere güven duyduğunu hissettiğinde kendini daha rahat hissedecek ve ayrılmak daha kolay olacaktır. Bu süreçte ailenin kuruma olan güveni çocuğun da güven duygusunu arttıracaktır.

Çocuğa, kreşe başlamadan önce kreşin ve öğretmeninin tanıtılması, orda neler yapabileceğinin konuşulması, merak ettiği şeylerin cevaplandırılması, ancak tüm bunları yaparken gerçekçi bir yaklaşım oluşturulması gereklidir.

Çocuklar bu yaşlarda hala dünyayı anne babalarının gözünden gördükleri için, kreşle ilgili sizin söyleyeceğiniz olumlu ifadeler onun için çok anlamlı olacaktır. “Kreşin çok güzel bir yer, orada çok güzel oyuncaklar var, arkadaşların olacak, değişik oyunlar oynayacaksınız, ben orayı çok sevdim” gibi cümleler ile çocuğunuzun zihninde olumlu okul algısını oluşturabilir okula karşı sempatiyi arttırabilirsiniz.

Okula başlangıcın aynı zamanda bir ayrılma süreci olduğu akılda tutulmalıdır.

Ayrılma Sürecini Kısa Tutun ‘’Hoşça Kal, Görüşürüz’’ Diyerek Geri Geleceğinizi Ona Hissettirin!

Bu süreçte çocuğun yeni tanımaya başladığı bir ortamda kendini güvensiz hissetmemesi için ayrılığın kademeli olması gereklidir.

İlk günlerde ayrılık vakti geldiğinde çocuğunuz çok fazla tepki gösterip ağlamaya başlayabilir.

Bu durumda öncelikle bu tepkinin gerçekten aşırı kaygıdan kaynaklanan bir tepki mi, yoksa sınırlarınızın denendiği geçici bir tepki mi olduğu değerlendirilmelidir.

Bu durumda ailenin ve kurumun kararlı ve tutarlı tutumu bu tepkinin zamanla azalıp yok olmasına olanak sağlar.

Çocukla ayrılık vakti geldiğinde, gitmeniz gerektiğini ama mutlaka geri gelip onu alacağınızı kararlı bir dille anlatmak gereklidir.

Nasıl ki anne ve babalar her gün işe gitmek durumundaysa, çocuklar da okula gitmelidir şeklinde bir açıklama yapılmalı ve şimdi gideceğinizi ama zamanı geldiğinde (anladığı bir zaman kavramıyla, örneğin; hava kararınca vb. gibi açıklanabilir) gelip onu geri alacağınızı açıklamalı ve gizli olmayacak şekilde kurumdan ayrılmalısınız.

Ancak zaman zaman geri dönüşlerin olabileceği ve alışmış gibi görünen bir çocuğun bile tepki gösterebileceği unutulmamalıdır. Böyle bir durumda endişeye kapılmadan kararlı bir tutum almakta ve bu geri dönüşün sebeplerini araştırıp çözüm bulmaya çalışmakta fayda vardır.

İlk Günleri Kısa Tutun!

İlk 2, 3 gün çocuğun kreşte 1-2 saat kalması yeterlidir. İlk günlerden tam gün kalması hatta orada uyuması çocuğun güveninin sarsar. Çocuk gün içinde bütün keşfini bitirir ve ertesi gün yine uzun kalacağını düşündüğü için gelmek istemez.

2, 3 günden sonra çocuğunuzun genel durumuna ve tepkilerine bağlı olarak yarım gün ya da tam gün kalmasını sağlayabilirsiniz.

Kreşe başladığı ilk gün çocuğun yatağını, yorganını, yastığını da alıp gitmeyin. Bu durum, çocukta evden uzaklaştırılıyorum hissi uyandırabileceği için, kaygılanmasına neden olabilir.

Seçimleri Kendisine Bırakın 😊

Çocuklara hayatta kendileri ile ilgili durumlarda tercih hakkı sunmak onların gelişimleri için çok önemlidir. Bir çocuk hangi tişörtü giyebileceğine, ne renk çorap alacağına karar verebilir.

Evden çıkarken çocuğunuzun yanına sevdiği bir oyuncağı almasına izin verin. O gün, kreşte oyuncak günü olmasa bile bırakın evden bir eşyasını yanında götürsün. Böylece kendini daha güvende hissedecektir.

Bu süreçte çocuğu rahatlatacak ve sizi hatırlatacak bir oyuncak, fotoğraf gibi bir nesnenin çocuğun yanına verilmesinin faydası görülebilir.

Gün Sonunda Ona Sevildiğini, Yalnız Olmadığını, Önemsediğini Hissettirin! 😊

Son olarak unutulmaması gerekir ki, her çocuk tektir ve benzersizdir.

Bazı çocuklar çok kolay bir başlangıç ve ayrılma süreci yaşarken, bazılarında bu süreç oldukça zor geçebilir.

Her çocuğun vereceği tepki farklı olabileceği için, bu dönemde onu diğer çocuklarla kıyaslamak, sizi kaygılandırmaktan, onu da öfkelendirmekten ve yetersiz hissetmesine sebep olmaktan öte pek bir işe yaramaz.

Bu okulu sevdin mi, yarın da buraya gelelim mi” gibi sorular sormanız doğru olmayacaktır.

Bunun yerine yeni başlayan bu süreçte çocuğa yalnız olmadığını, sevildiğini, önemsendiğini, yaşadığı kaygıların anlaşıldığını, anne ve babasının her koşulda yanında ve destek olduğunu hissettirmek yararlı olacaktır.

Anka Motessori Özgün Gelişim Gündüz Bakımevi Ailesi olarak birbirinden kıymetli yavrularımızı güven ve sevgi çerçevesi içinde karşılayacak, aile sıcaklığını biricik yavrularımıza kurumumuzda da hissettirerek ve onları uğurlayacağımızdan hiç şüpheniz olmasın 😊

Saygı, sevgi ve esenlikle kalmanız dileğiyle.

OKUL YÖNETİMİ

2 Yorum

  1. Çok güzel bir paylaşım. Teşekkürler…

  2. Anne Babalar için harika bir bilgilendirme olmuş.
    Çok teşşekkürler…